

Worldroom Yaklaşımı
Worldroom'da her oturum, 3 adımlı bir pedagojik yolculuğu izler.
Bu yolculuk bir konu öğretmeyi değil, dünyayla ilişki kurma biçimini geliştirmeyi amaçlar.
Her çalışma; bulunduğu mekan ya da odaklandığı beceriler farklılaşsa da aynı üç sorunun peşinden gider:
-
Dünyaya nasıl bakıyorum?
-
Kendi dünyamı nasıl tanıyorum?
-
Kendi dünyamı ortak dünyaya nasıl katıyorum?
Bu nedenle her Worldroom oturumu üç aşamada ilerler:
DÜNYAYA BAKMAK
Öğrenme, dikkatle bakmakla başlar.
Worldroom’un sesli yönlendirmeleri çocuğun dikkatini bulunduğu ana ve çevresindeki dünyaya taşır.
Bir ağacın yaprakları, masanın üzerindeki gölgeler, pencereden geçen insanlar, bekleme salonundaki sesler ya da daha önce fark etmediği küçücük bir ayrıntı çizimin başlangıç noktası olabilir.
Çocuğa ne görmesi gerektiği söylenmez. Daha yakından bakması, yön değiştirmesi, karşılaştırması, takip etmesi, bütünü ve parçaları fark etmesi için küçük ipuçları verilir.
Böylece çocuk dünyaya hazır cevaplarla değil, merakla bakmayı; gördüğünü varsaymak yerine gerçekten görmeyi deneyimler.
Dünya, bakmaya başladığında büyür.
Geliştirilen Kapasiteler
Gözlem Yetisi (Observation)
Dikkat ve Odaklanma (Attention)
Merak Duygusu (Curiosity)
Perspektif Geliştirme (Perspective)
Çoklu Bakış Geliştirme (Multiplicity)
Olasılık Görebilme (Probability)
Çocuklar yalnızca dış dünyayı değil, kendi ürettikleri dünyaları da gözlemlemeye başlarlar.
Çizimleri, hikâyeleri, oyunları ve nesneleri kendi düşünme biçimlerinin aynasına dönüşür.
İfade, bir performans değil, kendini tanıma aracıdır.
Hiçbir dünya tek başına kurulmaz.
Çocuklar kendi bakışlarını başkalarının bakışlarıyla karşılaştırır, müzakere eder, dönüştürür ve birlikte üretir.
Amaç aynı düşünmek değil; kendi sesini koruyarak ortak bir dünyanın kurulmasına katkıda bulunabilmektir.
İnanıyoruz ki;
Her dünya, başka bir dünyayla yaşamayı öğrendiğinde genişler.
KENDİ DÜNYANA BAKMAK
Aynı şeye bakan herkes aynı şeyi görmez.
Worldroom’da çocuk zamanla yalnızca çevresine değil, kendi bakışına da dikkat etmeye başlar:
Ben neyi fark ettim?
Neden gözüm oraya gitti?
Bunu nasıl çizmek istiyorum?
Sesli yönlendirmeler doğru bir sonuca ulaştırmak yerine çocuğa seçim yapabileceği alanlar açar. Nereden başlayacağına, hangi ayrıntıyı takip edeceğine, çizgisini nasıl hareket ettireceğine ve ne zaman duracağına çocuk karar verir.
Bu küçük kararlar, çocuğun kendi kendisiyle kalabilmesini ve içinden gelen sese güvenmesini destekler. Beklerken, sıkılırken, yeni bir yerdeyken ya da çevresinde yetişkinlerin dünyası devam ederken; dikkatini kendi içinde taşıyabileceği bir alan olduğunu keşfeder.
İfade, bir performans değil, kendini tanıma aracıdır. Kendi bakışını fark ettikçe, kendi dünyan belirginleşir. Çocuklar yalnızca dış dünyayı değil, kendi ürettikleri dünyaları da gözlemlemeye başlarlar.
Geliştirilen Kapasiteler
Kendini Gözlemleme (Reflection)
Kendini İfade Etme (Expression)
Kimlik ve Öz Farkındalık (Identity)
Kendi Sesini Geliştirme (Voice)
Kendini Dünyada Konumlandırma (Situatedness)
DÜNYANI
ORTAK DÜNYAYA KATMAK
Bir çocuğun çizdiği şey yalnızca bir resim değildir.
“Ben buradaydım. Buna baktım. Ben bunu böyle gördüm.” demenin bir yoludur.
Worldroom’da aynı sesli çalışmayı dinleyen çocukların birbirinden farklı çizimler üretmesi bu yüzden önemlidir. Her çalışma, ortak dünyanın içinde farklı bir bakışın var olabileceğini görünür kılar.
Çocuk çizimini gösterdiğinde, anlattığında, yan yana getirdiğinde ya da bir başkasının çizimine baktığında kendi dünyasının diğer dünyalarla karşılaşabileceğini deneyimler. Kendisini ifade ederken başkasının farklı görebileceğini de fark eder.
Amaç çocukların aynı dünyayı aynı şekilde görmesi değil; kendi bakışlarını kaybetmeden ortak bir dünyanın parçası olabilmeleri.
Worldroom, çocuğun dünyaya yalnızca uyum sağlamasını değil, ona kendi gördüğü yerden bir şey katmasını ister.
Dünyaya bak.
Kendi dünyanı bul.
Onu ortak dünyaya kat.
Geliştirilen Kapasiteler
Diyalog Kurma (Conversation)
Birlikte Var Olabilme (Coexistence)
Katkı Sunma (Contribution)
Ortak Dünya Kurma (Commoning)
Dünya Kuruculuğu (Worldmaking)